İyon Detoks Sitesine Hoşgeldiniz. Size daha iyi hizmet verebilmek için web sitemizi yeniledik. Yeni tasarımımızı beğenmeniz dileğiyle...

media

Herhangi bir markete girip elinize bir ürün aldığınızda, paketin üzerinde "Düşük yağ oranı" ya da "Yağsızdır" gibi ibareleri görebilirsiniz. Tüm bu uyarıların ortak bir amacı vardır; fazla yağın zararlarından insan bedenini korumak…

Bir tarçın çubuğunda ortalama 57 gram yağ vardır ve bu da tarçını yağ konusunda olumsuz bakılması gereken bir gıda haline getirir. Ancak, her yağ kötü değildir ve bazı yağlar en az proteinler ya da karbonhidrat kadar önemli ihtiyaçlardır. Bahsettiğimiz bu "İyi niyetli" yağları ihtiyacınız kadar almazsanız, vücut fonksiyonlarınız doğru çalışmaz. Bu durumu göz önünde bulundurduğumuzda, yararlı yağları doğru miktarda tüketmemiz gerektiğini görüyoruz.

Bu yazımızda, hangi yağların yararlı olduğu konusuna değindik.

Doymuş Yağ

Karşımıza 3 tabak içerisinde 3 farklı yağ getirdiler. Bu yağlardan bir tanesi sıvı, ikincisi jöle gibi ne sıvı ne de katı ve üçüncüsü ise kaşar peyniri gibi katı. Sizce bu yağlardan hangisi "doymuş" yağdır?

Tabii ki kaşar peyniri gibi katı durumda olan yağ doymuştur. Bu tür bir yağ oda sıcaklığında katı iken, ısıtıldığında sıvı hale geçer. Bunun nedeni, içerisinde bulunan hidrojenlerdir. Bu durumdaki yağlara "Doymuş" denmesinin nedeni de bu hidrojen atomlarıdır. Doymuş yağlarda bulunan her boşluk, hidrojen atomları tarafından işgal edilmiştir. İşte bu hidrojen atomları insan vücuduna zarar veren maddelerdir.

Tereyağı ve diğer hayvansal yağlar, margarinler doymamış yağlara en iyi örnekler olarak gösterilebilirler. Bu yağların fazla tüketimi, başta kötü kolesterol olmak üzere, kalp krizi, damar tıkanıklığı ve kanser gibi birçok sorunun oluşmasında önemli bir etki yaratabilir.

Mono Doymamış Yağ

Mono doymamış yağlar, bilinen en sağlıklı yağlardır. Bu tür doymamış yağlara "Mono" denmesinin nedeni, içerdiği hidrojen atomunun bir tanesini kaybetmiş olmasıdır. Mono doymamış yağlar, tüm yağlar arasında insan sağlığına en fazla yarar sağlayan yağlar olarak bilinmektedir. Oda sıcaklığında sıvı halde bulunan mono doymamış yağlar, buzdolabında bekletildiklerinde bile akışkanlıklarını kaybetmezler. Bu tür yağlara en iyi örnek, zeytinyağıdır. Mono doymamış yağ tüketimi kanser ve kalp rahatsızlıkları gibi kronik hastalıklara karşı etkin bir koruma sağlar. Bu yağların düzenli tüketilmesi, yararlı kolesterol olarak bilinen yüksek yoğunluklu lipoprotein seviyesinin artmasına ve kötü kolesterol olarak bilinen düşük yoğunluklu lipoprotein seviyesinin düşmesine yardımcı olup, kan şekerinin düzenlenmesini sağlar. Bazı bilim insanlarına göre, mono doymamış yağ tüketimi kan akışının rahatlamasına ve kan basıncının düşmesinde önemli bir etkiye sahiptir.

Avokado yağı, zeytinyağı, fındık yağı, yer fıstığı yağı ve kanola yağı, bilinen mono doymamış yağlar arasında yer alır. Her ne kadar mono doymamış yağlar faydalı olsa da, günlük kalori ihtiyacımızın %30’undan fazlasını bu yağlardan karşılamamak gerekmektedir.

Poli Doymamış Yağlar

Doymuş yağlara göre daha yararlı fakat mono doymamış yağlara göre daha az yararlı olan yağlardır. Yalancı safran yağı, mısır yağı, ayçiçek yağı ve soya yağı bu grupta yer alır. Az miktarda tüketilen poli doymamış yağlar kötü kolesterolü azaltıp iyi kolesterolü artırmada etkili olabilseler de, aşırı tüketimleri kalp ve damar hastalıklarına yol açabilir.

Temel Yağ AsitleriTelevizyon reklamlarında sıkça görmeye başladığımız Omega-3 ve Omega-6 temel yağ asitleridir. Kardiyovasküler sistemimiz, sindirim sistemimiz, sinir sistemimiz ve hücre yenilenmeleri için hayati rol oynayan bu yağ asitlerini vücudumuz üretemediği için, mutlaka besinler yoluyla almamız gerekmektedir. Omega-6 yağ asitlerine ulaşmada herhangi bir sorun yok, çünkü çoğu besinde bu yağ asitler mevcuttur. Ancak, aynı durum Omega-3 için maalesef geçerli değildir. Omega-3 içeren başlıca besinler ceviz, keten tohumu, kabak çekirdeği, zeytinyağı, buğday tohumu, haşhaş ve soya fasulyesidir. Vücudumuzun ihtiyacı olan Omega-3’ü, günde 5 tane ceviz içi tüketerek elde edebiliriz. Cevizin yanı sıra, günde 1 çorba kaşığı keten tohumu yağı da vücudumun ihtiyacı olan temel yağ asitlerinin tamamını almamızı sağlayabilmektedir.


Trans Yağ Asitleri

Yağ asitlerinin Frankenstein’i olarak da bilinen trans yağlar doğal değildir ve tamamen insan icadı zehirlerdir. Gıda sektörü tarafından laboratuvarda icat edilmiş olan trans yağlar, doymamış yağlara hidrojen atomu eklenerek elde edilir. Bu işlem sonrasında, sıvı haldeki doymamış yağların katılaşması ve hazır gıdaların katı formunu koruması sağlanır. Gıdaların raf ömrünü ve görüntü estetiğini koruduğu için, hazır gıda üreticileri tarafından çok sevilen trans yağlar, maalesef ki insan sağlığına çok fazla zarara sahiptir. Market raflarında gördüğümüz ve uzun süre formunu koruyan gıdalarla, aynısını evde yaptığımız fakat 2-3 günde şeklini kaybeden gıdalar arasındaki farkı, bahsettiğimiz bu trans yağlar sağlamaktadır.

  • : Can Arslan
  • Sep 14, 2016
  • Yorumlar: 0
Yorumlar: 0

Henüz Yorum Yapılmamış

Yorum Yap

E-posta adresiniz gizli tutulacaktır. Zorunlu alanlar işaretlenmiştir.*